İnsanoğlunun Kısacık Hayatı

Eski zamanların birinde uzak doğuda çok akıllı ve bilgili bir hükümdar yaşarmış. Bu hükümdar engin bilgisine her gün yenilerini eklemekten mutluluk duyarmış. Sahip olduğu bilgileri her zaman yetersiz görür, yeni bilgiler öğrenmek ve halkının yararına kullanmaktan bir an olsun uzaklaşmazmış. Bu hükümdar yeryüzünde yaşayan, geçmişte yaşamış olan bütün insanlara ilişkin bilgileri öğrenmek istiyormuş. Vezirlerini yanına çağırmış ve, “Bana yeryüzündeki bütün ulusların tarihini, geçmişte ve şimdi nasıl yaşadıklarını, hangi devletleri kurduklarını ve kimlerle savaştıklarını, her ülkede iş, sanat ve ekonomi dallarını, kültürlerini anlatın. Ülkelerini nasıl yönettiklerinden bahsedin, hangi savaş taktiklerini uyguladıklarını öğretin bana” demiş ve bütün bunlar için de vezirlerine beş yıl süre vermiş.

Vezirler, padişahlarından aldıkları emir ile ülkenin biligili ve en akıllı alimlerini toplamışlar ve padişahlarının emirleri iletmişler. Bu alimler beş yıl boyunca ülke ülke her yeri gezmişler ve toparladıkları bilgileri defterlerine kaydetmişler. Beş yıl sonra vezirler ve alimler sarayda tekrar toplanmışlar. “Büyük hükümdarımız, emriniz yerine getirildi. Dışarıya bakarsanız isteğinizi gerçekleştiğini görürsünüz” demişler. Padişah hayretle pencereden bakmış. Sarayın önünde bir deve kervanı duruyormuş. Sonu ufukta kaybolan sıra sıra develer dizilmişler. Her devenin sırtında iki dev heybe ve her heybenin içinde on büyük cilt varmış. “Bu deve kervanı da nedir?” demiş padişah. “Bu develerin sırtındaki heybelerin içinde, dünya tarihini anlatan ciltler vardır” diye yanıtlamış vezirler. “Emriniz üzerine bilge kişiler beş yıl boyunca durmadan çalıştılar.”

“Ömrüm bunların yarısını bile okumaya yetmez” diye kükremiş padişah. “Söyleyin alimlere daha kısa bir tarih yazsınlar” diye eklemiş. “Fakat tüm önemli olayları eklesinler.” Yeni bir dünya tarihi yazmaları için alimlere bir yıl süre vermiş padişah. Zaman su gibi akıp gitmiş. Bir yılın sonunda sarayın önüne yine kervan gelmiş. Bu sefer yalnızca yirmi deve boyundaymış ve her devenin sırtına iki heybe her heybede de on ciltlik kitaplar varmış. Padişah yeni kervanı görünce yine hiddetlenmiş. “Hayır” demiş. “Daha da kısa bir tarih yazın ve en önemli olaylar olsun.”

Alimlerin içerisindeki en akıllı olanı çıkmış ortaya ve “Yarın padişahım, isteğinize yarın kavuşacaksınız” demiş. Gecenin sonunda güneş dağların ardından tekrar yüzünü gösterip, gün ağarınca padişah sabırsızlıkla alimlerin ve vezirlerin huzuruna gelmesini emretmiş. Yaşlı bilge, elinde ufacık bir sandıkla padişahın huzuruna gelmiş. “Ey ulu padişahımız. Tüm insanlık tarihinde yaşanmış en önemli olayları burada bulacaksınız” deyip elindeki sandığı padişaha uzatmış.

Padişah şaşkınlık içerisinde sandığı açmış. Kadife bir yastık içerisinde küçücük bir parça parşömen duruyormuş ve sadece bir cümle yazıyormuş. “Doğdular, yaşadılar ve öldüler.”

Sosyal Medya Hesaplarımız

Bu makalemizi beğendiniz mi? Sosyal medya hesaplarımızdan bizi takip edin, diğer yazılarımızı ilk siz okuyun. Facebook sayfamızdan bizi takip edebilirsiniz. Twitter hesabımızdan bizi takip edebilirsiniz. Google Plus hesabımızdan bizi takip edebilirsiniz.

Bu makaleyi beğendiysen yorumunu bizimle paylaşabilirsin...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

error: Content is protected !!