İyilik Yap Denize At

Zamanında Anadolu’nun küçük ama sevimli bir köyünde bir kadıncağız yaşarmış. Bu kadın fakir ama gönlü zengin, iyilik yapmayı, yardım etmeyi çok severmiş. Kim zorda, darda kalmışsa duyar duymaz koşar, elinden gelen iyiliği esirgemezmiş. Koyunlardan elde ettiği yünü eğirir, ip haline getirip ördüğü patikleri köyün fakir çocuklarına dağıtırmış. Köyde hastalanmış birisi varsa onu ziyaret eder, çorbasını kaynatırmış.

El emeği, göz nuru, el işi örgülerini yapar, köyün gelin olacak kızlarına çok ucuz fiyata satıp eline geçen üç beş kuruşu da yetimlere dağıtırmış. Köy halkı da bu nur yüzlü kadıncağızı sever, hürmet edermiş. Günün birinde köyün yetim çocuklarından biri ani bir hastalığa yakalanmış. Doğum esnasında annesini, daha sonraları da trafik kazasında babasını kaybeden bu çocuk,  babaannesiyle yaşıyormuş. Yaşlı babaannesi çaresiz, elde yok, avuçta yok torununa iyi bakamıyormuş. Bu yetimin hastalandığını duyan nur yüzlü, iyilik sever kadıncağız hemen çocuğun evine koşmuş. Çocuğun ateşini ölçmek için elini alnına koyduğunda, neredeyse eli yanacak kadar ateşi olduğunu anlamış. Önce çocuğun üzerindekileri çıkarmış, çocuğu banyoya sokup yıkamış, bir kase de çorbasını kaynatıp kendi elleriyle içirdikten sonra, köyün muhtarı vasıtasıyla ilçeden doktor getirtmiş. Doktorun yazdığı ilaçları alabilmek için hemen evine koşmuş, koyunlardan bir tanesini satıp ilaçları getirtmiş. Nur yüzlü kadıncağızın şevkati ve ilaçların etkisiyle yetim çocuk zamanla kendini toparlayıp, iyileşmiş.

Çocuğun babaannesi yaptığı iyilikler ve yardımlar için ne yapabilirim diye düşünürken, iyilik sever kadıncağızın dudaklarından şu cümleler dökülmüş. “İyilik yap denize at, balık bilmezse halik (yaradan) bilir.” Daha sonraki günlerde bu hasta çocuk hayattaki tek dayanağı olan baba annesini kaybedince, iyilik sever kadıncağız bu çocuğu yanına alır. Onun bakımını ve eğitimini karşılar, büyütür. Günler günleri kovalar, zaman hızla geçer ve bu çocuk büyür. Üniversitede tıp fakültesini kazandığı için annesi gibi bildiği, kendisini büyütüp bu yaşa getirmiş olan bu kadıncağızı bırakıp okumaya gitmek zorunda kalmıştır. Okulunu bitirene kadar yine bu kadıncağızın yardımlarını görür. Koyunların sütünü sağıp kazandığı paraları bu çocuğa göndermeye devam eder, bu nur yüzlü iyilik sever kadıncağız. Nihayet okulunu bitiren delikanlı ilk iş olarak köyüne döner ve kadıncağızın elini öpüp, hasretle sarıldıktan sonra; “Bana yaptığın bunca iyiliğin karşılığını sana nasıl öderim” deyince, kadıncağızın dudaklarından yine şu cümleler dökülür. “İyilik yap denize at,  balık bilmezse halik bilir.”

Yıllar yılları kovalar ve ülkenin en başarılı kalp cerrahlarından biri olan delikanlı, annesi gibi bildiği bu kadıncağızın köyünde çok hasta olduğunu öğrenir. Hemen köyüne döner. Kadıncağızın hasta halini gören doktor, çalıştığı hastaneyi seferber eder. Acilen bir ambulans getirtir, kadıncağızı alarak hastaneye götürür. Gerekli tetkik ve araştırmalardan sonra kadıncağızın kalbinden rahatsız olduğunu anlar. Hemen ameliyata alır, gerekli bütün tedaviyi başından sonuna kadar kendisi takip eder ve kadıncağızı sağlığına kavuşturur.

Sağlığına tamamen kavuşmuş olan kadıncağız, tekrar köyüne dönmeden önce, kendi çocuğu gibi bildiği doktora teşekkür etmek için tam ağzını açacakken doktor kadıncağızı susturur ve dudaklarından şu cümleler dökülür. “İyilik yap denize at, balık bilmezse halik bilir.”

Sosyal Medya Hesaplarımız

Bu makalemizi beğendiniz mi? Sosyal medya hesaplarımızdan bizi takip edin, diğer yazılarımızı ilk siz okuyun. Facebook sayfamızdan bizi takip edebilirsiniz. Twitter hesabımızdan bizi takip edebilirsiniz. Google Plus hesabımızdan bizi takip edebilirsiniz.

 

Bu makaleyi beğendiysen yorumunu bizimle paylaşabilirsin...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

error: Content is protected !!