Metrodaki Kemancı

Washington eyaleti sakinleri soğuk bir Ocak ayı sabahına uyanmışlardı. Herkes işine gidebilmek için otobüs duraklarına, metro istasyonlarına doğru gidiyordu. Washington’un uçsuz bucaksız yeraltı treni istasyonlarından birinin girişinde bir adam, kemanıyla 45 dakika boyunca altı adet eseri başarıyla çalmıştı. Bu 45 dakika boyunca kemancının önünden bin kişiden fazla, çoğu işine yetişme telaşındaki insan geçip gider.

Kemancı çalmaya başladıktan ancak beş dakika sonra, ilk kez orta yaşlı bir adam kemancıyı fark edip, yavaşlar ve sadece yirmi saniye sonra da yetişmek zorunda olduğu işine gitmek üzere yine hızla yoluna devam eder. Kemancı ilk bahşişini, çalmaya başladıktan sekiz, dokuz dakika sonra alır. Bir kadın yürümeye ara vermeden kemancının önündeki kaba bir dolarlık bahşişi atarak hızla geçer, gider. Bir kaç dakika sonra, bir adam kemancının önünde duraklayıp dinlemeye başlar, ancak saatine göz atınca işe geç kalmamak için hızla yoluna devam eder.

Kemancıyı en fazla dikkatle dinlemek için duran ise, beş yaşlarında bir çocuk olur. Annesinin çekiştirmelerine rağmen, çocuk durur ve kemancıya dikkatle bakar. En sonunda annesi çocuğu daha hızlı çekiştirerek yürümek zorunda bırakır. Çocuk ara ara dönüp, uzaklaştığı kemancıya bakar, fakat çaresizce yürümeye devam eder. Buna benzer şekilde bir kaç çocuk daha durup kemancıyı izlemek isterler fakat onlarda annelerinin veya babalarının çekiştirmelerine karşı çıkamazlar ve yürümeye zorlanarak, uzaklaştırılırlar.

Kemancı çaldığı 45 dakika boyunca önünde sadece altı kişi durur. Onlarda çok kısa bir süre kalırlar. Yirmi beş kişi duraklamadan yürümeye devam ederek kemancının önündeki kutuya para atıp geçerler. Kemancı 45 dakika içinde 30 dolar para toplar. Çalmayı bitirdiğinde ise onun durduğunu kimse fark etmez, alkışlamazlar bile. Hiç kimse onun dünyanın en iyi kemancısı Joshua Bell olduğunu ve elindeki üç buçuk milyon dolarlık kemanıyla, en güzel eserlerini çaldığını anlamaz. Oysa ki; Jashua Bell’in yer altı trenindeki bu mini konserinden önceki konserinin biletleri 100 dolara satılmıştır.

Bu hikaye gerçek, yaşanmış bir olaydır. Washington Post gazetesi tarafından algılama, keyif alma ve önceliklerimiz üzerine yapılan bir sosyal deney gereği kurgulanmıştır. Sorgulanan şeyler ise; Sıradan bir yerde, uygunsuz bir saatte karşılaştığımız güzellikleri algılayabiliyor muyuz? Durup ondan keyif alabiliyor muyuz? Beklenmedik bir yerde, bir yeteneği tanıyabiliyor muyuz? Dünyanın en iyi kemancısı, dünyanın en iyi müziğini çalarken, önünde durup dinleyecek bir kaç dakikamız dahi yoksa başka neleri kaçırıyoruz acaba?

Sosyal Medya Hesaplarımız

Bu makalemizi beğendiniz mi? Sosyal medya hesaplarımızdan bizi takip edin, diğer yazılarımızı ilk siz okuyun. Facebook sayfamızdan bizi takip edebilirsiniz. Twitter hesabımızdan bizi takip edebilirsiniz. Google Plus hesabımızdan bizi takip edebilirsiniz.

Bu makaleyi beğendiysen yorumunu bizimle paylaşabilirsin...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

error: Content is protected !!