150 Yıldır Çözülemeyen Soru – Ön yargılarımız

Sabah kalktığında saat 7:15’i gösteriyordu. Acele ile giyindi, koşar adımlarla okulun yolunu tuttu, yine ilk derse yetişememişti. İlk ders matematikti. Bir çok kişinin aksine en sevdiği ders matematikti ve bütün okul onun bu dersteki başarısını çok iyi biliyordu. Dersi bölmemek için kantinde oturmayı tercih etti.

Bir sonraki ders için sınıfa girdiğinde tahtada iki tane çözülmemiş işlem gördü. Sonunda da kocaman bir soru işareti vardı. Tahta henüz silinmemişken soruları defterine not etti. Bütün dersler bitmiş akşam eve dönmüştü. Merakla soruları çözmeye başladığında bunun mümkün gibi görünmediğini, soruların çok zor olduğunu anladı. “Matematik dersinde bu kadar başarılı bir öğrenciyim, bu soruları çözebilmeliyim” diye geçirdi aklından. Bütün gece uyumadı ve sorular üzerine kafa yordu. Hoca bazen yapılıp yapılmadığını kontrol etmeksizin böyle ödevler verir, yapanlar olursa mükafatlandırırdı. Bu mükafat çoğu zaman notlara da etki ederdi. En azından iltifatlar alırlardı. Sonunda sorular için mantıklı cevaplar hazırlamış, soruları çözebilmişti.

Sponsorlu bağlantılar

Ertesi gün sabah ilk ders yine matematikti. Bütün gece uzun uğraşlardan sonra çözdüğü soruları hocanın masasına koydu. Hocası çözümleri kontrol ederken yüzündeki değişiklikleri izliyordu. Hoca ayağa kalktı, yanına geldi ve tebrik ettikten sonra; “Bu soruları nasıl çözmeyi başardın” diye sordu. Bütün gece uğraştığını ama sonunda başardığını anlattı gururla. Hocası; “Halbuki, ben bu soruları dün sabahki dersi anlatırken, örnek vermek için yazmıştım tahtaya, bu sizin ödeviniz değildi. Bu sorular 150 yıldır çözülemiyordu. Soruları tahtaya yazdığımda bütün sınıf 150 yıldır kimsenin çözemediği soruları ben de çözemem ön yargısıyla ilgilenmemişti bile” dediğinde bütün sınıf çocuğu alkışlamaya başlamıştı. Evet bu gerçekten büyük bir başarıydı.

Kimse yapamadıysa bende yapamam ön yargısıyla hareket edenler büyük başarıları hep kaçırmaya mahkumdurlar. Büyük insanlar ön yargılarından sıyrılıp, azimle çalışanlardır. 150 yıldır çözülemeyen soru dediğimiz aslında 150 yıllık ön yargılarımızdır. Albert Einstain’ın dediği gibi; “Ön yargıyı yok etmek, atomu parçalamaktan zordur…” Fatih Sultan Mehmet’de ön yargılarıyla hareket etseydi, 1453 yılında İstanbul’u fethedebilirmiydi? Atalarının İstanbul’u fethedebilmek için bütün çabaları boşa çıkmışken, “Onlar başaramadıysa bende başaramam” ön yargısından sıyrılamasaydı, İstanbul’u alabilirmiydi? Mustafa Kemal Atatürk “Vatanı ben mi kurtaracağım” diye düşünseydi, 19 Mayıs 1919 da Samsun’a ayak basarmıydı? O zamanın yokluk günlerinde bu kahraman millet, “Benim elimden bir şey gelmez” ön yargısıyla hareket etseydi, tutsaklık ve esarete boyun eğseydi, tarihin seyri şu anki durumda olabilirmiydi?

Sponsorlu bağlantılar

Ah bizde ön yargılarımızdan kurulabilsek inanıyorum ki; değil 150 yıllık çözülemeyen soru, 1000 yıllık sorunlarımızı bile aşabiliriz.
Yeter ki inanalım, isteyelim ve çalışalım…

Sponsorlu bağlantılar
Bu makaleyi beğendiysen yorumunu bizimle paylaşabilirsin...
Sponsorlu bağlantılar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

error: Content is protected !!