Din İçin, Vatan İçin

Memleket kurtuluş savaşından yeni çıkmıştır. Fransa’nın önde gelen gazetelerinden birinin muhabiri, röportaj yapıp izlenimlerini aktarmak için Türkiye’ye gelir. Asıl amacı yeni kurulmuş olan Türkiye Cumhuriyetinin siyasileriyle görüşebilmek ve yeni devletin işleyişini okurlarına aktarabilmektir. Hükümetin önde gelen siyasileriyle görüştükten sonra halkın da nasıl yaşadığını görmek ister. Özel izinle Ankara’da trenle Eskişehir’e gelen muhabir, istasyonda iner inmez halkı gözlemlemeye ve notlar tutmaya başlar.

Anadolu aç, sefil ve perişandır. Savaştan yeni çıkmış ve yorgundur. Kadınlar dul, çocuklar öksüz kalmıştır. Eskişehir istasyonuna yakın bir köye gider. Köyün girişinde üç genç tarlada çalışmaktadır. Tarlada çalıştıracak hayvanları olmadığı için, bütün işleri insanlar kendileri yapmaktadır. Gençlere yaklaşan muhabir, selam verdikten sonra sorular sormaya başlar. “Evladım baban nerede?” Aralarından en küçükleri olan genç, “Babam ben çocukken Yemen’de öldü” der. Muhabir; “Niye öldü?” diye sorunca gencin cevabı “Din için” diye olur.

Sponsorlu bağlantılar

Muhabir aynı soruyu diğer gençlere de sorar. “Baban nerede?” “Benim babamda Çanakkale’de vatan için savaşırken öldü” diye cevap verir diğer genç. “Üstelik ben daha iki yaşımdayken” diye devam eder. Aralarından en büyükleri olan genç konuşmaz. Muhabir neden konuşmadığını sorunca diğer gençler söze girer. “Onun babası Sakarya’da öldü. Babası din için, vatan için savaşmaya gittiğinde o annesinin karnındaymış daha. Babasının şehit haberi geldiği gün doğurmuş onu anası. Onun için o fazla konuşmaz, bütün sözlerini cennette kendisini bekleyen babasına saklar.”

“Peki siz nasıl yaşarsınız, size kim bakar?” diye soran muhabire, “Biz tarlada çalışır, ekmeğimizi alın teri ile helalinden kazanırız” diye cevap verirler gençler. “Hepimiz dul kalmış analarımızla yaşarız” diye devam ederler. Fransız gazetecinin soruları devam ettiği sırada, uzaklardan gelen yaşlı bir kadın onlara doğru yaklaşmaktadır. Yaşlı kadın gençlerin yanına gelince, “Gazanfer… Muzaffer… Mücahid… Çorba yaptım soğumadan gelin, için” diye seslenir.

Sponsorlu bağlantılar

Fransız gazeteci Avrupa’ya döner ve Türkiye gezisi ile ilgili gazetesinde kendisi için ayrılan köşesindeki yazısının sonuna şunları ekler: “Elde yok avuçta yok. Kadınlar dul, çocuklar öksüz. Bütün halk sıcağın altında tarlada çalışıyor ama şikayet etmiyorlar. Aç ve sefiller, buna rağmen çorbalarını sizinle paylaşıyorlar. Din için, vatan için savaşmaktan ve ölmekten çekinmeyen bu insanların çocuklarının isimleri, Gazanfer, Muzaffer, Mücahid. Bu milleti yenemezsiniz…”

Sponsorlu bağlantılar
Bu makaleyi beğendiysen yorumunu bizimle paylaşabilirsin...
Sponsorlu bağlantılar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

error: Content is protected !!