Hayata Anlam Katan Bir Sınav / İbretlik Bir Hikaye

Hayata Anlam Katan Bir Sınav

Michael 22 yaşına o sene basmıştı, kendinden emin çok zeki ve çok çekici bir genç adam olmanın gururunu taşıyordu. 10 gün sonra Kore’deki bir savaşa katılmak üzere ülkesinden ayrılacaktı, hiç bir şeyden korkmuyordu ama duygusallığı nedeniyle, ülkesinden ayrılma fikri zor geliyordu ona. 

Ağır adımlarla büyük şehrin kütüphanesinden içeriye girdi, bir kitap alıp oturdu ve okumaya koyuldu. Okuduğu kitabı belli ki daha önce birileri okumuş ve bazı sayfalarına küçük notlar düşmüştü. Okuyanın notlar aldığı bölümler Michael’ı da derinden etkiliyor, notları okudukça sarsılıyordu. Kim olabilirdi bu? Hemen kütüphane görevlisine gitti ve daha önce kitabı okuyan kişinin kim olduğunu öğrendi. Hanna adında bir kadındı, adresini aldı ve eve varır varmaz bir mektup yazdı:

“Büyük Kütüphanede bir kitap okudum. Eklediğiniz notlar karşısında hayranlık duyduğumu belirtmeliyim. 10 gün sonra Kore’ye gidiyorum, sizi tanımak ve sizinle mektuplaşmak istiyorum. Cevabınızı sabırsızlıkla bekliyorum.” 
Hanna’dan olumlu cevap geldi ve mektuplar ardı ardına yazılmaya başlandı. Her yeni mektupta birbirlerinden biraz daha etkileniyor, yüreklerini birbirlerine biraz daha açıyorlardı. 2 sene bu şekilde geçip gitti. Michel ve Hanna birbirlerine belki binlerce mektup yazmış, her mektuptan ayrı tatlar almışlardı. Michael’ın ülkeye geri dönme zamanı gelmişti, son mektubunda Hanna’yı görmek istediğini yazdı.

“Ancak seni tanıyabilmem için bana bir resmini gönder lütfen” diye ekledi. Hanna buluşmayı kabul etti fakat resmi göndermedi.
“Resmin ne önemi var ki? Bizi ilgilendiren kalplerimiz değil mi? Yakama kırmızı bir çiçek takacağım. Böylece beni tanıyabilirsin.” dedi.
Günler birbirini kovaladı ve Michael ülkeye döndü. Trenden indiği ilk anda gözleri Hanna’yı aradı. Bir müddet bakındı, sonra kalabalığın arasından şimdiye dek gördüğü en güzel kadın belirdi. Uzun boylu, çok güzel, uzun sarı saçlı, yeşil iri gözleri ve sarı elbisesiyle muhteşem bir kadındı. Kadına doğru bir adım attı, ama yakasında hiç bir şey yoktu. Kadın gözlerine baktı ve “Merhaba asker, benimle gelmek ister misin?” diye sordu.

Tam o sırada güzel kadının tam arkasında, yakasında kırmızı çiçek olan kadını gördü. Kısa boylu, şişman sayılacak kiloda, kirli kısa saçlı, tozlu uzun elbisesi ve kalın bacaklarıyla öylece duruyordu. Michael şaşkındı, az önce hayatında gördüğü en güzel kadından bir teklif almıştı ancak karşısında da yüreğine ve mektuplarına aşık olduğu kadın duruyordu. Kendini toparladı ve yanından geçen dünyalar güzeli kadına aldırmadan ilerledi.

Elinde Hanna ile birbirlerini tanımalarını sağlayan kitap vardı. Elini uzattı, “Merhaba Hanna” dedi gözlerinin içi gülerek. “Pardon” dedi kadın. “Ben Hanna değilim. Az önce buradan geçen sarı saçlı sarı elbiseli bayan yakama bu çiçeği taktı ve bunun hayatının sınavı olduğunu söyledi. Sizi garın çıkışındaki çay bahçesinde bekliyormuş…” 

Bu makaleyi beğendiysen yorumunu bizimle paylaşabilirsin...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

error: Content is protected !!