Her Şeyini Kaybeden Futbolcu

Genç adam kendi yöresinde çok tanınan bir psikoloğun muayene hanesine gitti. Onun derdi diğer hastalardan biraz farklıydı. Genç yaşında hep başarı kazanmıştı. Allah vergisi yeteneklerini futbol alanında kullanmış, hızla büyümüş ve çok zengin olmuştu. Çevresindeki herkes onu sevmese de saygı gösteriyordu.

Mutlu bir evlilik yapmış, çok genç yaşta iki kez baba olmuştu. Fakat genç ve başarılı adamın derdi, sıkıntıları bundan sonra başlıyordu. Bu kadar erken başarı, çok başarı, çok sayılmak ve pofpoflanmak yüzünden çevresindeki bütün insanları “küçük” görmeye başlamıştı.

Sponsorlu bağlantılar

Genç ve başarılı futbolcu için “önemli” hiç bir iş, hiç bir insan, hiç bir durum kalmamıştı. Hiç bir konuşmayı bir kaç dakikadan fazla dinleyemiyor, okumaya başladığı herşeyi bir kaç dakika içinde bırakıyordu. Severek evlendiği güzel karısıyla bile artık ilgilenmiyor, çocuklarını dahi ihmal ediyordu.

Yaşlı ve işinin ehli olan psikolog genç adamı muayenehanesinde ayakta karşıladı. Bütün ülke gibi doktorda bu genç ve yetenekli futbolcuyu çok iyi tanıyordu. İhtiyar doktor genç adamı uzun uzun dinledikten sonra; “Yaparken zevk aldığın, her şeyden daha fazla ilgini çeken hiç bir şey yok mu?” diye sordu.

Sponsorlu bağlantılar

Genç adam bu soruya hiç tereddüt etmeden “Elbette futbol” diye cevap verdi. “Ama futbolda da en üst kademelere geldiğim için artık o da bana zevk vermiyor” diye ekledi. İhtiyar ve tecrübeli doktor, “Güzel” dedi. “Burada bir asistanım var, o da güzel futbol oynuyor” dedi ve asistanı odasına çağırdı. Her ikisine de bir halı sahada teke tek futbol maçı yapmalarını teklif etti.

Sponsorlu bağlantılar

Hemen uygun bir halı saha bulundu ve her ikisi de hazırlıklarını tamamladıktan sonra, ihtiyar doktor aniden; “Bir dakika, bu futbol karşılaşması biraz farklı olacak” dedi ve daha önceden haber verdiği bütün basın mensuplarını halı sahanın içerisine çağırdı. Haberciler için bulunmaz bir fırsattır bu maç ve hepsi de oradaydı. “Kaybeden bütün herşeyini kaybetmiş sayılacak ve bütün servetini karşısındakine bağışlayacak. Bu tedavinin gerekliliği için en büyük etken.” dedi ihtiyar doktor. Haberciler doktorun anlattıklarını saniye saniye kayıt ederken, genç adam ve asistan, doktorun önerisini kabul ettiler.

Maç başladı. Futbolda çok başarılı olan genç adam bir süre sonra boncuk boncuk terlemeye başladı. Yaptığı her atak ihtiyar doktorun asistanı tarafından ustaca savuşturuluyordu. Genç ve başarılı futbolcu terlemeye devam ediyordu. Kendisi ülkenin en başarılı tanınmış futbolcusuydu ve bu asistan çocuğu nasıl yenemezdi. Üstelik bütün basın mensupları kendilerini izliyorlardı. Dahası maçı kaybederse hem itibarını hem de servetini kaybedecekti. Genç futbolcu yaşadığı korku ve stresten, bir süre sonra atak da yapamaz oldu. Asistan çocuğun zekice ataklarından dolayı iyice zor durumda kalmaya başladığı bir anda doktor sahaya girdi ve “Tamam, bitti. Hiç kimse servetini ve itibarını kaybetmeyecek dedi.”

Doktor genç adama döndü ve; “İşte tekrar tutkuyu yaşadın, dikkatini toplamayı öğrendin, hiç kimseyi küçümsememen gerektiğini gördün. Bazen kaybetmek korkusu insana büyük dersler verir ve sen şuan o dersi aldın. Senin için yapabileceğim bütün tedavi bu ve gerisi sana kalmış.” Doktorun bu sözleri karşısında bir süre sessiz kalan genç adam, hayatta kimseyi küçümsememesi gerektiğini öğrenmiş bir halde sahadan çıkmıştı.

Bu makaleyi beğendiysen yorumunu bizimle paylaşabilirsin...
Sponsorlu bağlantılar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

error: Content is protected !!