Sponsorlu Bağlantı

Kibir Nedir? Kibirli İnsanın Özellikleri Nelerdir? İbretlik Hikaye

Din büyükleri buyuruyor ki: “Kibirden sakının. Topraktan yaratılıp, yine toprağa dönecek olan bir varlığın kibirlenmesi, kendini beğenmesi ne kadar anlamsızdır. Aklı olan, kendini ve Rabbini tanıyan, hiç kibir edebilir mi? İnsan acizliğini, Rabbine karşı her an izhar etmek mecburiyetindedir. Bunun için her an her yerde aczini göstermesi, tevazu üzere bulunması gerekir. Büyüklenerek “ben” demek feyiz ve bereketi keser. Allahü Teâlânın sıfatları değil, bizzat Allahü Teâlâ kibirliye düşmandır. Allahü Teâlâ (Kibriya ve azamet bana aittir) buyuruyor. (Kibirli olanı asla affetmem yakarım) buyuruyor. Peygamber aleyhissalatü vesselam da, (Kalbinde zerre kadar kibir olan Cennete giremez) buyuruyor. Toplumdaki bütün geçimsizlik ve sıkıntıların kaynağında işte bu kibir vardır…”

Kibir, kendisini başkasından üstün görmektir. Hadis-i şerifte buyuruluyor ki:
(Kibir, hakka, razı olmamak ve insanları küçük görmektir.) [Müslim]
Kibirli, kendini başkasından üstün görmekle, kalbi rahat eder. Burada başkasını düşünmez. Kendini ve ibadetlerini beğenir.

Tavsiye Yazı
Ramazan Ayında Terk Etmemiz Gereken Alışkanlıklar

Sponsorlu Bağlantı
Kibir, kötü huydur, haramdır. Allahü teâlâyı unutmanın alametidir. Kibirli olan, salih insan olamaz. Kibirli değilim diyen, kibirlidir. Kibir her iyiliğe engeldir, her kötülüğün anahtarıdır.

Gassanîler, Suriye’de hüküm süren bir Hristiyan Arap Hanedanlığı idi. Cebele ibni Eyhem, Gassânî meliklerinin sonuncusudur. Müslüman oldu ve Hicretin birinci senesinde Medine’ye geldi. Melik olduğu için hizmetçileri, eşyaları çoktu. Kendisi ve hizmetçileri çok güzel giyinmişlerdi… 

Sponsorlu Bağlantı

Hazret-i Ömer hacca gidiyordu. Onu da beraber götürdü. Kâbe-i muazzamayı tavaf esnasında yoksul bir Müslüman kalabalık ve sıkışıklık sebebiyle yaşanan izdihamda Cebele’nin eteğine basarak yırttı. Cebele de çok kızarak, o fakir Müslümana bir tokat vurunca burun kemiği kırıldı. O da Hazret-i Ömer’e giderek durumu anlattı ve kendisinden şikâyetçi oldu. Hazret-i Ömer Cebele’yi çağırdı. Aralarında şu ibretli konuşma geçti:

Sponsorlu Bağlantı

-Ey Cebele! Ya hasmını râzı et, yahut kısas yaparım.
-Ben bir Melikim! O ise yoksul bir kimsedir. Onun için bana nasıl kısas yaparsın!
-İslâmiyet sizin aranızdaki ayrılığı kaldırmıştır. Kanunlar önünde herkes birdir.
-Ben İslâm’dan çıkarsam, aramızdaki ayrılık kalkar mı?
-Suç, cezâsız kalmaz.
-Diyelim ki Hıristiyan oldum; neticesi ne olur?
-Hıristiyan olursan boynunu vururum.

Bunun üzerine Cebele, Hazret-i Ömer’den düşünmek için izin aldı ve o gece adamlarıyla beraber Medine’den kaçtı… Soluğu İstanbul’da aldı. Hıristiyan oldu ve orada öldü. Kibir ve gururu yüzünden hem yurdundan, yuvasından oldu, hem de Müslümânlıktan çıkarak sonsuz felâkete yuvarlandı. Bu hikaye alıntıdır.

Bu makaleyi beğendiysen yorumunu bizimle paylaşabilirsin...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

error: Content is protected !!