Sponsorlu bağlantılar

Küçük Hafız

“Anne ben hafız olmak istiyorum” dedi küçük kız. Sabah yeni olmuştu. Annesi; “Nereden çıktı şimdi bu?” diye sordu. Şaşırmış aynı zamanda sevinmiş bir ses tonuyla. “Dün gece rüyamda gördüm. İki tane melek beni buradan aldılar ve çok güzel bir yere götürdüler. Her taraf mis gibi kokuyordu. Çok büyük köşkler ve saraylar vardı. Bana, burası cennet ve senin evin burası dediler. Birisi Kuran-ı Kerim okuyordu ve sesi çok güzeldi.” diye cevapladı küçük kız. İlk okulu bu sene bitirmişti, çok istemesine rağmen ortaokula gidememişti.

Ertesi gün erkenden kalktılar ve şehirdeki bir hafızlık okuluna kayıt yaptırmaya gittiler. Kayıt yapan görevli onları güler yüzle karşılamıştı. “Adın ne bakayım senin.” diye sordu yeni öğretmeni. “Benim adım Fatma” dedi küçük kız. Öğretmeni, “Benim adım da Fatma” dedi. Küçük Fatma’nın annesiyle de tanıştıktan sonra, ortaokula neden göndermediklerini sordu. Annesi cevap veremedi. Gözlerinin yaşardığını gören öğretmeni fazla üstelemeden küçük kıza dönüp “Demek sen hafız olmak istiyorsun?” dedi. Öğretmenin sorusunu “Evet hafız olmak istiyorum, hemde çok kısa bir sürede” diye cevapladı küçük kız. “Hafız olmak için çok çaba sarf etmelisin, çok emek vermelisin. Çok çalışırsan hafız olabilirsin.”

Sponsorlu bağlantılar

Küçük Fatma kayıt işlemi bittikten sonra öğretmeni ile birlikte yeni odasına doğru yürümeye başladığında sevinçten ve heyecandan yerinde duramıyordu. Burası yatılı bir kurstu. Pencereden annesine son bir kez el salladı ve yarın başlayacak olan ilk dersini sabırsızlıkla beklemeye başladı. O gece heyecandan uyuyamadı. Ertesi sabah en erken o kalktı. Sınıfta en ön sıraya oturdu. Arkadaşlarıyla tanıştıktan sonra daha ilk ders de can kulağıyla öğretmenini dinliyordu. Sonraki günler öğretmenleri ondaki azmi ve öğrenme isteğini fark etmişti ama küçük Fatma dünyadaki tek varlığını, annesini çok özlüyordu. Öğretmeni Fatma bunu anlamış ve “İstersen bu hafta sonu seni annene götürebilirim” demişti. “Teşekkür ederim öğretmenim, derslerimden ve hafızlık hayalimden bir an bile uzaklaşmak istemiyorum” diyerek öğretmeninin gözüne bir kez daha girmişti.

Sponsorlu bağlantılar

“Öğretmenim, hafız olanlar cennette en güzel makamlara erişiyor muş ve ailesine de şefaatçi olabiliyormuş doğru mu?” diye sordu küçük Fatma. “Bende bir an evvel hafızlığımı tamamlamak ve Rabbimin rızasını kazanmak istiyorum” diye devam etti küçük kız. Bunu işiten öğretmeni “Aman Allah’ım bu yaşta ne kadar mükemmel bir iman var bu çocukta” diye düşündü. “Sen çok azimli bir öğrencisin Fatma. Fakat tamamen hafız olabilmek için Kuran-ı Kerimi ezberlemiş olman lazım. Bunun için çok acele etmemelisin” dediğinde küçük Fatma birden susmuş, hüzünlenmişti. “Kuran-ı Kerimi tamamen bitiremezsem tam anlamıyla hafız sayılmaz mıyım öğretmenim?” diye hüzünlü bir şekilde sorduğunda, küçük Fatma’nın aceleciliğine anlam vermedi öğretmeni. “Sen hafız olamak için bir kere niyetlendin Fatma, Rabbimiz de bunu biliyor ve o bunun mükafatını elbette verecektir” diyebildi sadece. Küçük Fatma öğretmeninin kulağına “Öğretmenim, Azrail insanların canını alırken onlara nasıl görünür?” diye sormuştu. Fatma öğretmen bu soruya çok şasırmıştı. “Azrail mümin bir kulun canını almak için geldiğinde en güzel bir şekle bürünür” diye cevapladı. “Ben hafız olamasam da inşallah Rabbim beni müminler zümresinden yazar” dediğinde ise Fatma öğretmen iyice şaşırmıştı.

Sponsorlu bağlantılar

Derslerinde çok başarılı olan küçük Fatma arkadaşlarıyla oynadığı bir gün burnu kanamış ve bayılmıştı. Arkadaşları ve öğretmenleri tarafından çok sevilen Fatma’nın bayılması herkesi şaşırtmış ve üzmüştü. Küçük Fatma derslerinden arta kalan zamanlarında da ders çalışıyor Kuran-ı Kerim’i kısa zaman da ezberleyip hafız olabilmek için diğer arkadaşlarından daha fazla ayet ezberliyordu. Bir gün, Fatma hocanın dersindeyken küçük Fatma yine bayılmıştı. Öğretmenleri hemen küçük Fatma’yı hastaneye kaldırmışlardı. Fatma öğretmen onu hastanede yalnız bırakmadı, bütün tahlilleri ve tetkikleri bitene kadar hastanede yanında kaldı.

Sponsorlu bağlantılar

Tahlil sonuçlarını inceleyen yaşlı doktor Fatma öğretmeni odasına çağırıp “Derhal bu küçük kızı annesinin yanına gönderin” dediğinde Fatma öğretmen önce bir anlam veremedi. “Çünkü bu küçük kız kanser ve fazla zamanı da kalmamış.” Fatma öğretmen o anda hüngür hüngür ağlamaya başladı. Doktorun odasından çıktığında küçük Fatma; “Öğretmenim, doktor amcanın size ne söylediğini, çok hasta olduğumu ve az bir ömrüm kaldığını biliyorum. Bunu size kayıt esnasında söyleseydim belki beni okula kayıt etmezdiniz. Sizden bunu sakladığımız için özür dilerim” dediğinde Fatma öğretmen yine kendini tutamadı ve tekrar ağlamaya başladı. Demek bir an evvel hafız olmak istemesinin, ortaokula gidememesinin sebebi buydu. Demek az bir ömrü kalmıştı ve Bunu hafız olmaya adamıştı.

KÜÇÜK FATMA KÖYE DÖNÜNCE…

Küçük Fatma’nın annesi köyden gelmişti. Fatma, arkadaşları ve öğretmenleri ile vedalaştıktan sonra köye dönmüşlerdi. Daha sonraki her gün Fatma öğretmen ile küçük kız telefonda hasret gideriyorlardı. Sonra… Bir gece yarısı Fatma öğretmenin telefonu çaldı. Telefon sanki her zamankinden daha acı çalıyordu. Karşıdaki ses Fatma’nın annesiydi ağlamaklı bir sesle “Hoca hanım Fatma’yı uğurladık rica etsem bir hatim okur musunuz?” deyince, Fatma öğretmende dayanmayıp ağlamaya başlamıştı. Size de ölmeden önce şunu söylememi istedi. “Anneciğim hocama söyleyin Azrail söylediğinden de güzelmiş.” Küçük Fatma belki tam anlamıyla hafızlığını tamamlayamamıştı ama Rabbimiz onu müminler zümresinden yazmıştı.

Bu makaleyi beğendiysen yorumunu bizimle paylaşabilirsin...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

error: Content is protected !!