Sponsorlu Bağlantı

Şah-ı Nakşibend Hazretlerinin Hocası İle İmtihanı – Dini Hikaye

Bu hikayenin sayfa içeriği : Şah-ı Nakşibend Hazretlerinin Hocası İle İmtihanı, ibretlik hikayeler, ibretlik dini hikayeler, ağlatan hikayeler, dini hikayeler, hikayeler, ibretlik dini hikaye, huzur veren dini hikaye, Şah-ı Nakşibend HazretleriŞah-ı Nakşibend Hazretlerinin Hocası İle İmtihanı

Şah-ı Nakşibend Hazretlerinin Hocası İle İmtihanı

Mevlana Halid-i Bağdadi hazretleri, “Mürşidinin gözünden düşmek, yedi kat göklerden düşmekten daha kötüdür” buyuruyor. Yedi kat gökten düşen ölür. Hocasının gözünden düşen ise, Cehenneme düşer, yani sonsuz ölür. Çünkü onun kalbi, başka bir kalbe, o diğer kalp de bir başka kalbe bağlıdır. Bu, silsile yoluyla Resulullah’a gider. O halde mümin, hocasının karşısında teneşir tahtasındaki ölü gibi olmalı. Çevirirse döner, çevirmezse dönmez. Yani onun huzurunda, kendi iradesini terk etmelidir. Karlı soğuk bir kış günü, Behaeddin-i Buhari hazretleri, hocası Seyyid Emir Gilal hazretlerinin aşkına daha fazla dayanamayıp yollara düşer. Yara bere içerisinde, yarı donmuş vaziyette, çok uzaklardan gelip kendisini dergahın kapısına gece vakti zor atar. Dışarıda gürültü olunca dergahtaki bir talebe bakıp gelir.

Sponsorlu Bağlantı

İbretlik Bir Hikaye

– Efendim, Behaeddin-i Buhari gelmiş, deyince, Emir Gilal hazretleri;

Tavsiye Yazı
– Kimden izin alıp da gelmiş? Almayın içeriye. Dönsün geldiği yere! buyurur. Giden talebe güçlükle;
– Geriye dönün, der ve içeri gider… Behaeddin-i Buhari, hayatının en büyük imtihanını o gün vermiştir. “İçeri giremedim, ama bari kapının eşiğinde öleyim” diye kapının önüne yatıp kendinden geçer.
Gece Emir Gilal hazretleri, bir ara dışarı çıkar. Bir şeye bastığını fark eder. Eğilip bakınca, Behaeddin-i Buhari’yi görür. Kucaklayıp içeri alır. Elini yüzünü temizler. Yaralarını sarar. Behaeddin-i Buhari kendine gelince, “Ben neredeyim?” der. Hocası;
-İyi yerdesin evladım, diye cevap verince çok sevinir.

Sponsorlu Bağlantı

-Efendim, canımızı, malımızı, her şeyimizi, kabul etseniz de, reddetseniz de size feda ettik, buradan bir adım gitmeyiz. Ancak, biraz önce dışarı atılmışken şimdi içeride, hem de kucağınızdayım, bu şefkatin hikmeti nedir? diye sorar. Emir Gilal hazretleri;
– Behaeddin! Her şeyin iyiydi, fakat kalbinde, bana olan aşkın düşürdüğü, farkında olmadığın bir kibir vardı. Bu kibir çıkmadan oraya faydalı bir şey giremezdi. Bu yüzden onun çıkmasını istedim. “Onu içeriye almayın” demek, bana da ne kadar zor gelmişti. Elhamdülillah şu anda sendeki o kibir de yok oldu. Kalbimde ne varsa, hepsi senin olsun, dedi… İşte bu hadiseden sonra Behaeddin-i Buharî “Şah-ı Nakşibend hazretleri” oldu… Alıntıdır.

Sponsorlu Bağlantı
Bu makaleyi beğendiysen yorumunu bizimle paylaşabilirsin...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

error: Content is protected !!